Panteizm, “Tanrı her şeydir” veya “Her şey Tanrı’dır” şeklinde tanımlanan, etimolojik kökeni panteos kelimesinden gelmektedir.
Panteos Yunanca tüm, her şey anlamına gelen “Pan” kelimesi ile, Tanrı anlamına gelen Theos kelimesinin birleşiminden oluşmuştur.
Panteizimde Doğa, Tanrı’nın görünümü olarak kabul edilmektedir. Tanrı’nın evrenden ayrı ve bağımsız bir varlığı bulunmamaktadır. Evrendeki her şey Tanrı’nın bir parçasıdır.
Tanrı, evrene içkindir ve evrendeki mevcut şeylerin toplamıdır. Tanrı ile evren bir ve aynı şeylerdir. Bu, bir ve aynılık durumu bize Panteizmin monist bir sistem olarak değerlendirilebilir.
Panteizmin iki şekli bulunmaktadır:
1) Yalnız Tanrı gerçektir: Sınırlı olan evren Tanrı’da son bulmaktadır. Spinoza’nın anlayışı bu şekildedir.
2) Yalnız evren hakikattir. Tanrı ise mevcut olan şeylerin toplamından ibarettir.
Panteizm de yaratan yaratılan ayrımı bulunmamaktadır.
Her şey Tanrıda olup bittiği için aşkın bir Tanrı anlayışı bulunmamaktadır. Tamamen içkin (doğa ile bir) Tanrı anlayışı bulunmaktadır.
Stoalıların felsefesinde varlık, madde ile Tanrı’nın bir birleşmesidir.
Kıbrıslı Zenon, yani Stoacılara göre Tanrı, tabiatın özüne sinmiş yaygın ruhtur.
Spinoza’ya kadar pek çok felsefeci Tanrı’ya, dış dünyadan yola çıkarak ya da Descartes’in yaptığı gibi “ben”den yola çıkarak ulaşmaya çalışmıştır. Spinoza ise sistemine önce Tanrı’dan başlar ve yine varılacak son nokta olarak Tanrı’yı işaret eder. Spinoza’nın büyük ana eseri olan “Ethika” kitabı da kendinin sebebi olan Tanrı fikriyle başlamaktadır.
Spinoza’ya göre nasıl bir üçgenin iç açılarının toplamının iki dik açıya eşit olma sebebi sorulmaz ise filozof da üzerine düşündüğü konuların sebebini sormaz.
Geometrinin şekilleri için uzayın durumu, nesneler için de Tanrının durumu gibidir. Uzay, geometrik şekillerin varoluşlarının koşuludur; bu şekiller ancak uzayın varlığı ile var olabilirler; çünkü onlar uzayın sınırlamalarından ya da uzayın şu veya bu biçimi almasından başka bir şey değildir. Bunun gibi bütün nesneler de Tanrısal tözün çeşitli şekiller almasından başka bir şey değildirler. Tanrı, tüm var olanların olabilirliğini kendinde bulunduran biricik özdür.
Spinoza için bizzat Tanrı kavramının kendisi onun varlığının en büyük kanıtıdır. Tanrı’nın zorunlu bir varlık olması, onun özünün varlığı gerektirdiğinin ispatıdır. Tanrı dışında hiçbir şey, kendi başına bir neden değildir. Bir tek Tanrı kendi kendisinin nedenidir. “Bunlardan şu sonuç çıkar ki, her biri sonsuz ve ezeli bir öz ifade eden sonsuz sıfatlardan kurulmuş töz ya da Tanrı zorunlu olarak vardır.”
Tanrı’nın nedenselliği konusunda zorunluluk fikrinin kabul edilmesi bütün zorunsuzlukları ortadan kaldırır. Dolayısıyla şansa ve rastlantıya da yer bırakmaz bu yüzden Tanrı’nın hükümlerinde bir keyfilik ve irrasyonellikten bahsedilemez bu bağlamda doğa kanunları tanrının hükümleri ile aynıdır. Şöyle ki doğa da zorunsuz olan hiçbir şey yoktur, fakat orada olan her şeyin şu ya da bu tarzda var olması ve bir sonuç meydana getirmesi tanrısal doğanın zorunluluğu ile gerçekleşmiştir. O halde doğada asla bir zorunsuzluktan bahsedilemez.
