Çok alışkın olmadığımız şekilde bu sefer Sayın Cündioğlu farklı bir kanala konuk olmuş. Özellikle moderatör Hanımefendi’nin aktif bir dinleme ile söyleşiyi yönetmesi oldukça güzel olmuş.
Bazı kısa notlar:
-“Tanıştığıma mutlu oldum.” ifadesi terminolojiye uygun olarak, “Tanıştığıma memnun oldum.” demek uygundur.
– “Mutluluk” bir his değildir.
– “Haz” geçicidir. Zevk, dil ile ilgilidir. Lezzet ise tüm duyuların dahil olmasını gerektirir.
– “Haz” karşıdı bir başka histir olan “Acı”dır.
– “Dış duyular – İç duyular” geçmişte olan ayrımlardadır.
– Haz = > Sevinç
– Duyusal hazlar’ın küçümsenmemesi gerekmektedir.
-Tekkelerde Şeyh-Dede sonrasında iki önemli kişi vardır: Ahçıbaşı ve Türbedar.
-Amuş Efendi: Bir şeyin olup olmaması eşit değilse henüz olmamışsın demektir.
-İnsan bilincinin başına gelenlerle baş edememesi sorunu nedeniyle insanlar psikolojik rahatsızlıklar yaşıyorlar.
-Haz’ın tekrarı ve miktarının artması durumunda karşıtına dönüşür.
-Tinsel hazların artması acıya dönüşmez ama maddi hazların miktarsal artması acıya dönüşür.
-Anksiyete: Darlanma, iç daralması, sebepsiz bir kaygı
-Düşünme yetkinleştiğinde şikayet etmeyi bırakır.
-Yakınmak bir kavrayış eksikliği sorunudur.
-Varoluşun kendisi, bizatihi sıkıntı sebebi olabilir.
-Bu yaşamın bir anlamı var mı? Amacı olmayan şeyin anlamı olmaz.
-Kahkaha bilincin faaliyetini engellemeye sebep olur.
-Kendini oyalamayan insanlar, büyük bir musibet içindesin.
-Din, yaşamı anlamlandırıyor ama kavrayış gücünü geliştirmiyor.
-Ağrı bedenseldir, acının bölgesi yoktur.
-Sanatçı görür, filozof bilir.
